Anasayfa  |  Atatürk ve Atatürkçülük  |  Hakkımızda  |  Çalışmalarımız  |  Yazılar  |  Galeri  |  İletişim

! Duyuru !

--

--


.: İstiklâl Marşı :.
.: Gençliğe Hitabe :.
.: Bursa Nutku :.
.: 10.Yıl Nutku :.



E-Posta Grubumuza Katılın!
Topluluğumuz hakkında haberleri, etkinlikleri ve duyuruları en hızlı şekilde öğrenmek için



  Türkiye'den Güncel Haberler
-Dünya Güzellik Kraliçemizi yitirdik
-İzmirli adalet istedi!
-Kaç can daha yanacak?
-"Sıra Anıtkabir'e geldi"
-Belediyeyi protesto için kendini yaktı
-"Türkiye Amerikan üssü mü oluyor?"
-Kurultay'ın tarihi belli oldu
-Dini yemin hakkı istediler
-Dolmabahçe için gizli oturum
-Fransız senatör pazarlıkta yakalandı

Ziyaretçi İstatistiğimiz







“ Sizler, yeni Türkiye'nin genç evlâtları, yorulsanız dahi beni takip edeceksiniz. Dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler asla ve asla yorulmazlar. Türk Gençliği gayeye, bizim yüksek idealimize, durmadan, yorulmadan yürüyecektir. ”


ADT'den Haberler   

SINIRLAR ARASINDA AVRASYALI OLMAK TRUVA YAYINLARI
Ekleyen: ADT

Banu Avar kimdir?
Ekleyen: ADT

Köşesiz yazı
Ekleyen: ADT

Atatürk suçlu, hem de çok suçlu!
Ekleyen: Onur

Bir Fıkra..
Ekleyen: Onur

Yıkın Heykellerimi
Ekleyen: ADT

Content Management Powered by CuteNews
Kütüphaneye Kürtçe Roman Alınması İçin Toplanan Dilekçeler Üzerine

Bildiğimiz kadarıyla bazı arkadaşlarımız kütüphanemize Kürtçe romanlar alınması için kitlesel bir hareket başlatarak, bir listesini çıkardıkları kitapların ekinde bulunduğu bir dilekçeyi öğrencilere imzalatıp gerekli yerlere başvurmayı düşünmektedirler. Kürtçeyi hiç bilmeyen ve muhtemelen öğrenmeyi düşünmeyen arkadaşlarımızın üniversitemizden bu kitapların alınmasını talep eden dilekçeyi imzalayarak yarattıkları acıklı güldürüye değinmeksizin konuya geçmek istiyorum.


Öncelikle bu arkadaşlarımız kütüphanede Türkçe, İngilizce, Almanca, Fransızca kitapların bulunduğunu fakat neden Kürtçe kitapların olmadığını sorgulamaktadırlar. Şimdi bu okulda okuyanların, öğrenci değişim programları ve YÖS’le gelen öğrenciler hariç, hepsi Türkçe’yi çok iyi bilmektedir. Devletimizin de dili olan Türkçe kitapların bulunmasını zannederim ki kimse garip karşılamaz. Aynı şekilde İngilizce de okulumuzun öğretim dili olduğuna göre bol bol İngilizce kaynak bulunması da normaldir. Fransızca, Almanca, Rusça gibi diller ise okulumuzda dersi verilen, her öğrencinin en az birini öğrenmeyi istediği, bilim ve sanatta oldukça ileri gitmiş ülkelerin dilleridir. Bu bağlamda Kürtçe ile Fransızca arasında nasıl bir kıyas yaptıklarını anlamak gerçekten güçtür. Kürtçe okulumuzda büyük bir kitlenin konuştuğu bir dil olmamakla birlikte, büyük bir ülkenin kullandığı bilim ya da sanat dili de değildir. Yine aynı kişiler anadillerini unuttuklarını, kültürlerini ve dillerini yaşatamadıklarını bu yüzden kütüphaneye bu kitapları istediklerini iddia etmektedirler. Böyle bir şey olabilir mi? Kürtler ya da başka etnik topluluklar bu güne kadar varlıklarını ve dillerini kitaplarla mı korumuşlardır. Türkler 1000 yıl boyunca Arapça ve Farsçayı resmi dil ve yazı dili olarak kullanmalarına rağmen Türkçeyi unutmamışlardır, kültürlerini kaybetmemişlerdir. Kürtçe ise bilinen hiç bir kütüphanesi olmamasına ve hiç bir devletin yazışma dili olarak dahi kullanılmamasına rağmen halen vardır! Ne bu kitapların kütüphaneye alınmasıyla Kürtçe parlayacak ne de alınmamasıyla unutulacaktır.


Biz Türkiye’de yaşayan her ırktan, dinden ve mezhepten insanı anayasamızda da belirtildiği üzere Türk milletinin bir parçası sayıyoruz ve bu etnik kültürlerin zenginliklerinin tüm milletin zenginliği olduğunu düşünüyoruz. Laz fıkraları da, Nasrettin Hoca da, Pir Sultan Abdal da Türk kimliğinin birer zenginliğidir. Ülkesinde var olan her kültürel zenginliği yaymak ve genelleştirmek gerektiğini düşünen, bu konuda Büyük Taaruz sonunda “Hektor’un öcünü aldım!” diyecek kadar duyarlı bir liderin izini sürme iddiasında bulunan bir topluluk olarak görüşümüz, bu kitapların hepimizin anlayacağı dil olan Türkçelerinin alınmasıdır. Böylelikle herkes bu kitapları okuyacak ya da en azından bilecek; ister Yörük olsun ister Arnavut ister Kürt, her kültür Türk milli kimliği içindeki yerini almış olacaktır. Üstelik bunun ortaya çıkaracağı bir başka gerçeklik de, aslında kültürel ve tarihsel olarak ne kadar bir olduğumuzdur. Hem Memnu Zin’i hem Leyla ile Mecnu’nu bilen insanlar kültürel ortaklıklarını farkedecek, hem Ergenekon’u hem Demirci Kava’yı okuyanlar (Her yerde insanlar durmadan dağları delmediklerine göre) ortak tarihlerinin ya da hayallerinin farkına varacaklar, milletimizin birliği bütünlüğü pekişecektir. Öyleyse bu kitapların Kürtçe basılmasını ve sadece bir ırk tarafından okunmasını istemekteki amaç ne olabilir?


Amaç bence bir milli Kürt edebiyatı ve buna dayanan milli bir Kürt kimliği yaratmak, Türk toplum yapısını mahvetmektir. Bu yolun varacağı son durak açık ve nettir. Hepimize ait olan değerleri sadece toplumun belli bir kesimine aitmiş gibi göstermeye çalışmak, toplumumuzun geneli yerine sadece kafatasını temel alan bir gruba, bir ırka hitap etmek, Kürt ırkından gelenlerin Türk Toplumunun bir parçası olmadığını anlatmaya çalışmak veya olmaması için çabalamaktan başka nedir? Bu ırk temeline dayalı farklı bir millet yaratma fikrinin tezahürü değildir de nedir? Türkiye’nin her yerinde neşeyle kutlanan Nevruz’un, ortak kültürel bir değerimizin, bugün pek çok yerde bölücü örgütün propaganda aracı haline getirilmesini mantıksal temellere dayalı olarak açıklayabilen var mı? Ailesi hakkında çeşitli rivayetler bulunan Selçuklu Zengi’nin hizmetinde bulunan, Zengi’nin ölmesiyle Mısır’a gidip askeri ve siyasi başarılara imza atan ve hükümdar olan Selahattin Eyyübi açıkça bizimken, senin mi benim mi diye tartışmanın kime ne yararı var? Yunanlıların baklava da bizim, lokum da bizim, yağlı güreşler de bizim, İstanbul, İzmir zaten bizim gibi uzayıp giden saçma sapan iddia ve çalışmalarının eşdeğeri olarak gelişen bu Kürtçü söylemler bence insan hakları, özgürlük ya da sosyalizm gibi kavramlar içerisinde yer bulamazlar.

 

Ben, okulumuzda girişilen hareketin, aslında kitap alımıyla ilgili olduğunu düşünmüyorum. Eğer bu kitapları okumak isteyenler basit bir biçimde kendileri birer dilekçe verselerdi ve sadece bir kitabı okumak isteyen her normal öğrenci gibi davransalardı bu anlaşılabilir bir durum olurdu. Ancak bu olay, isteyerek ya da istemeyerek, İYTE öğrencilerinin tepkilerini ölçmek ve demokrasi, özgürlük gibi kavramlar üzerinden Kürtçülüğe sempati, meşruluk kazandırmak amacıyla yapılmış bir ön-çalışma niteliğindedir.

 

Görüşlerimi böylece bildiriyor, Atatürkçülerden, Atatürkçü olmasa bile bu ülkenin temel nitelikleri ve toplumsal yapısıyla bir sorunu olmayan tüm vatansever arkadaşlarımdan ricam böyle hareketlere destek olmamalarıdır. Kürtlerin, Türk milletinin ayrılmaz bir parçası olduğunu belirten Diyap Ağa’nın torunlarınınsa Binbaşı Noelleri takmayacaklarını ümit ediyorum. Saygılarımla…

İYTE ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE TOPLULUĞU

YÖN. KUR. BŞK.

Oğuz ÇOMAKOĞLU

 

 

(Meraklısı için biraz fazladan bilgi: Bilindiği üzere Fransız devrimini takip eden süreçte toplumu kaynaştıran temel etken olan din, yerini milli dil, milli kültür ve ikisinin doğal bir sonucu olan milli edebiyata bırakmıştır. Uluslaşma süreçlerinde doğal olarak ortaya çıkan bu etkenin rolünü gören Avrupalılar, kendi dillerini ve kültürlerini olağanüstü bir özenle korurlarken, emperyal düşünceleri için hedef seçtikleri yerlerde ise uluslaşma sürecinin önüne geçmek amacıyla, rastladıkları her ırk ve inançsal farklılığı kılı kırk yararak incelemiş, farklılıkların çoğalmasına çalışmış ve ortak tarih ve çıkarlara sahip toplumları paramparça etmek, daha da acısı kendi çıkar kavgalarında ihtiyaç duydukları insan gücünü lejyonlardan sağlamak için kullanmıştır. Türklere karşı bağımsızlık istemiyle savaşan, ama Rus işgal güçlerini alkışlarla karşılayan Ermeni ve Bulgar milliyetçilik anlayışı, Fransız üniformalı Ermeni Lejyonları bu durumun somut kanıtlarıdır. Bulgarların önce millet sonra devlet haline gelişleri gerçekten de bugünkü Kürtçü hareketin evrimsel süreciyle çok benzeşmektedir.  Bulgar tarihi biraz incelenirse tek dayanağının orta çağda 8.yyda ancak 40-50 yıl yaşamış bir prenslik olduğu görülür. 18.yy’ın sonlarında bu prensliğe ait bazı belgeler bulunmuş, 19.yy’ın ortasına kadar Bulgar alfabesi ve grameri yaratılmış ve ilk Bulgarca gazete basılmıştır. 1835te  ilk Bulgarca eğitim veren okul açılırken 1870de Bulgarlar Ortodoks Kilisesinden ayrılarak ayrı bir eksharlık haline gelmiş bir nevi özerkliklerini kazanmışlardır. Bu arada Bulgar milli hareketi kazandığı yeni hakları hiç bir zaman yeterli bulmamış, gerilla hareketi gitgide gelişmiştir. 1873te girişlen büyük ayaklanma başarısız olmuş ve ünlü Bulgar lideri Papaz Vasili Levski(Ünlü Levski Sofya takımına da adını vermiştir kendisi.) öldürülmüştür. 1876’da Bulgarca Osmanlıcayla beraber resmi dil ilan edilmiş, 1878’de kuzey Bulgaristan bağımsız bir devlet haline gelmiştir. Yeni devlet kurulurken Güney Bulgaristanın da ana vatana bağlanması idealinin peşinden koşulacağı belirtilmiş ve bu ideal 1885’te gerçekleştirilerek aşağı yukarı bugünkü Türk-Bulgar sınırı oluşturulmuştur. Kabaca bir benzetme yapmak gerekirse Bulgar prensliği Eyyübi’nin hükümdarlığına, Levski Öcalan’a denk gelmektedir. Dil ve gramer işlerinde Ruslar’dan kaynak sağlandığı için alfabe genel hattıyla Kiril Alfabesi olmuştur. Kürtçe’nin alfabesi çalışmaları yaklaşık 60 yıldır Fransa’daki Kürdiyat Enstitüsü’nün çalışmalarına dayandığından olsa gerek Latin Alfabesidir. Kürdiyat Enstitüsü yazıp Google’de aratırsanız enstitünün çalışmalarına ve yarattığı Kürt Tarih ve Kültürü tezlerine de rastlayabilirsiniz.) 

0 Yorum
Tarih: 15 Jan 2011 Yazan: ADT
KUBİLAY Film Gösterimi


KUBİLAY
FİLM GÖSTERİMİ

Yer: Narlıdere AKM
Tarih: 21 Aralık 2010 Salı
Saat: 20:30

Ücret: 5 TL
(Yurtlardan gidiş dönüş yol ücreti dahil)

Yurtlar önünden hareket saati: 19:00

Müracaat:
Ozan BÜYÜK (0554 229 48 46)
Ayhan TIRNOVA (0505 453 05 92)

Kontenjan Sınırlıdır!

Facebook Etkinliği: http://www.facebook.com/event.php?eid=174193819280738
iyte.net Etkinliği: http://www.iyte.net/showthread.php?t=23504

İYTE
ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE TOPLULUĞU
0 Yorum
Tarih: 19 Dec 2010 Yazan: ADT
Atatürk ve Cumhuriyet Paneli - Osman ÖZBEK


Atatürk ve Cumhuriyet Paneli
Konuşmacı:
Emekli Tümgeneral ve Yazar
Osman Özbek

3 Aralık 2010 Cuma Günü 12:30'da İYTE Prof. Dr. Erdal Saygın Amfisinde.

Tüm İYTE'liler davetlidir.

İYTE
ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE TOPLULUĞU
0 Yorum
Tarih: 29 Nov 2010 Yazan: ADT
Öğretmenler Gününüz Kutlu Olsun

Bir ulusun çağdaş ülkeler düzeyine erişebilmesi; ancak eğitim ve öğretimin kaliteli ve bilimsel yöntemlerle yürütülmesi ile mümkün olabilir.

Başöğretmenimiz Mustafa Kemal Atatürk'ün izinden giderek bu şerefli vazifeyi yerine getiren bütün öğretmenlerimizin Öğretmenler Günü kutlu olsun.



İYTE ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE TOPLULUĞU

0 Yorum
Tarih: 24 Nov 2010 Yazan: ADT
10 Kasım ATA'mızı Anma Günü


Tüm üyelerimizi ve İYTE'lileri 10 Kasım'da ATA'mızı anmak üzere saat: 08:45'te Rektörlük karşısındaki Atatürk Büstü önüne bekliyoruz.
0 Yorum
Tarih: 02 Nov 2010 Yazan: ADT

<< Önceki Sayfa 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki Sayfa >>


İYTE Atatürkçü Düşünce Topluluğu © 2oo9
ePosta . ePosta Grubumuz . hakkımızda